Arkeojeofizik, arkeolojik alan incelemelerinde jeofiziğin arkeolojiye sağladığı önemli araştırma dallarından biridir. 1940’lı yılların ikinci yarısından sonra başlayan jeofizik çalışmalar, günümüzde arkeolojik alanların incelenmesinde yaygın başvurulan uygulamadır. Değişik jeofizik teknikler yardımıyla (manyetik, jeoradar, elektrik resistivite tomografi, sismik tomografi, (Vp-Vs), doğal gerilim, indüklenmiş polarizasyon tomografisi) arkeolojik alanların tümleşik olarak incelendiği çalışmalarla, arkeolojik bağlam ayrıntılı görselleştirilmekte ve yerleşimin arkeolojik yorumunu elde etmek olası olabilmektedir. Özellikle üç boyutlu görüntüleme çalışmalarıyla, arkeolojik bağlamın değişik derinliklerdeki özellikleri bütünsel olarak tanımlanabilmektedir. Bu olgu özellikle höyükler gibi çok katlı yerleşimlerde gömülü yapıların derine doğru olan uzanımlarının ve karakterlerinin belirlenmesinde önem taşır. Arkeolojik bağlamın tümleşik jeofizik teknikleriyle incelenmesi sonucunda, bağlam fiziksel özelliklerin değişimlerine bağlı olarak tanımlanacağından, kazı öncesinde arkeologlara arkeolojik bağlamdaki değişimlerin karakterleri anlamında önemli veriler sağlamaktadır.

Arkeosismoloji çalışmaları, arkeolojik alanlarda oluşmuş geçmiş dönem depremleri hakkında veri toplamayı amaçlar ve sonuçta arkeolojik yerleşmenin bir depreme maruz kalıp, kalmadığını belirler. Depreme maruz kalan alanlardaki yapılarda ortaya çıkan deformasyonların incelenmesi, ölçülmesi ve genel karakterinin ortaya konulması sonucunda; kentin uğradığı deprem(ler) hakkında toplanan veriler bölgenin Holosen içindeki tektonik olgularıyla karşılaştırılarak, arkeolojik araştırmalarda kentte oluşmuş depremlerin izlerinin tanımlanması arkeolojiye önemli bir katkı sağlar.

Arkeolojik yüzey araştırması, bir bölgedeki arkeolojik alanların yüzey ve yüzey altındaki kültürel kalıntılarının belirlenmesi, haritalanması, yorumlanması ve belgelenmesi sürecidir. Arkeolojik alan araştırmasında jeofizik teknikler kullanılırsa, derindeki özelliklerde belirleneceğinden, arkeolojiye önemli katkılar sağlanır ve olası kazı süreçlerinin hedefleri daha net olarak belirlenir.  

Arkeolojik alanlarda kurtarma kazıları ve arkeolojik sondajlar genelde tehdit altındaki arkeolojik yerleşimlerde kullanılır. Bu çalışmaların genel inceleme kurallarına çalışma alanında daha önceden yapılmış jeofizik çalışmaların önemli katkıları olacaktır. Böylece daha kısa sürede ve arkeolojik bağlamın daha ayrıntılı incelenmesi olası olacaktır.

Restorasyon ve konservasyon çalışmalarında jeofizik, tarihsel yapıya doğrudan bir müdahalede bulunmadan önce, yapının ve zeminin durumunu anlamayı sağlayan kritik bir tanı (diagnostik) yöntemdir. Böylece jeofizik çalışmalarla zayıf zonlar, gizli yapılar, boşluklar, oturma problemleri, çatlak ve kırıklar, nemlenme, malzeme sorunları ve farklı malzeme kullanımı ile tadilatların belirlenmesiyle restorasyon ve konservasyon sürecindeki olası riskler ortaya çıkarılarak, başarılı ve süreci kısaltıcı bir çalışma sürecinin oluşmasını sağlanır.

arkeolojik araştırma alanlarımız

  • Arkeojeofizik Yöntemlerle Yüzeyaltı Görüntüleme
  • Arkeolojide Gridleme ve Haritalama Çalışmaları
  • Yüzey Araştırması
  • Kurtarma Kazısı ve Arkeolojik Sondaj
  • Restorasyon ve Konservasyon Amaçlı Jeofizik Çalışma
  • Arkeosismoloji
PROJELERİ İNCELE